TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONUNUN KİMLİĞİ İLE FUTBOLMAHKEMESİNİN HUKUKSAL STATÜSÜ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA 1
- Ocak 27, 2026
1 . Türkiye Futbol Federasyonun Hukuksal Statüsü:
1.1. Futbol Federasyonunun Türk İdare Teşkilatı İçindeki Yeri
Türkiye Futbol Federasyonunun(TFF) hukuksal statüsünün doğru olarak belirlenebilmesi için, kendisi hakkında yapılan kanuni düzenlemelerin tarihçesi ve hangi şartlarda bu düzenlemelerin yapıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Böylelikle, TFF’nun hukuksal statüsü yerine oturtulacak ve sonuç itibariyle bu yapı içinde “Tahkim Kurulunun” işlevi kısaca anlatılabilecektir.
Türkiye Futbol Federasyonu(TFF), ilk olarak 27.05.1988 tarihinde kabul edilen 3461 sayılı “Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” ile diğer federasyonlardan farklı bir hukuki kimliğe bürünmüştür 2 . Söz konusu Kanunun “amaç” başlıklı 1. maddesinde “bu Kanunun amacı, profesyonel futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kaidelere göre yürütmek, teşkilatlandırmak, geliştirmek ve Türk futbolunu
yurt içi ve yurt dışında temsil etmek üzere, özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzelkişiliğe sahip Türkiye Futbol Federasyonunun teşkilat, görev ve yetkilerine ait esas ve usulleri düzenlemek” olduğu belirtilmiştir.
TFF’na “özerklik” kimliğini tanıyan 3461 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce, profesyonel futbolun idaresi, 21.05.1986 tarihinde kabul edilen “3289 sayılı Beden Terbiyesi ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun” hükümleri uyarınca yürütülmekte idi. Anılan 3289 sayılı Kanunun 19. maddesinde, “federasyon başkanlarının, kendi spor dallarının temsilcileri tarafından gösterilen üç aday arasından, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı tarafından 5 yıl atanacağı” belirtilmiş; aynı maddede “federasyon başkanlarının, başarısızlıkları ile kanun – tüzük ve yönetmeliklere aykırı davranışları tespit
1 Çalışmamız, T.C. Kadir Has Üniversitesi Spor Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin 3-5 şubat 2005 tarihlerinde düzenlemiş olduğu sertifika programında sunulan sözlü bildirinin değiştirilmiş ve düzeltilmiş halidir.
2 edilmek kaydıyla Genel Müdürün teklifi üzerine Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı tarafından süresi dolmadan değiştirilebilir veya seçimi yenilenebilir” hükmü bulunmakta idi. Ayrıca, aynı Kanunun 24. maddesinde, “profesyonel spor dallarının teşkili, ilgili federasyonlar ile bağlantıları, idaresi tüzük ile düzenleneceği” belirtilmişti.
3289 sayılı Kanun hükümlerine bakıldığında, Merkezi idarenin federasyonlar üzerinde önemli bir denetim yetkisine sahip olduğu görülmektedir. Nitekim, spor faaliyetinin aşağıda açıklanacak “kamu hizmeti” yönü nedeniyle, bu hizmetin sunumu ve kontrolünün idarede olması gerekmektedir. Bu nedenle, İdare, yani Bakanlık, onun adına hareket eden Genel Müdürlük federasyonlar üzerinde “yoğun bir içerik” denetimi yapmaktadır. Federasyon başkanlarının görevden alınması konusundaki takdir yetkisinin siyasi kişilerinde yer aldığı
idarenin elinde olması, mali işlemlerin sürekli Bakanlık denetimine tabi olması, bürokratik işlem yükünün futbol faaliyetine yansıması uluslararası futbolu düzenleyen “The Federation of International Football Association”(FİFA) ve “The Union of European Football Associations”(UEFA) Talimatları (düzenlemeleri) ile çelişir bir hal almıştır. Bu durumda, TFF’na farklı ama “Türk İdare Teşkilat” yapısı ile bağdaşır bir kıyafet giydirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
Yukarıda bahsi geçen 3461 sayılı Kanunun “genel gerekçesinde” “…ülkemizde de her geçen gün gelişen profesyonel futbolun, Batıda olduğu gibi profesyonelce yönetilmesi zaruret haline gelmiştir. Profesyonel futbolun, amatör futbol şartlarına göre düzenlenmiş teşkilat ve kaidelerle yönetilmesi çeşitli aksamalara yol açmaktadır. Bu nedenlerle, profesyonel futbolun, profesyonelce yönetilmesi ve böylece futbolumuzun ileriye götürülebilmesi maksadıyla, özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzelkişiliği haiz TFF”nun kurulduğu ifade edilmiştir 3 . 3461 sayılı Kanun, Milli Eğitim Komisyonunda gerekçelendirilirken, az önce değinilen açıklamalar yapılmış, yanı sıra, UEFA ve FİFA’ya üye olan ülkelerin futbol federasyonlarının yönetim biçim ve sistemlerine uygun olarak TFF’nun teşkilatlandırıldığı ifade edilmiştir 4 .
3 TBMM Tutanak Dergisi, Yasama Yılı 1, Dönem 18, Cilt12, S. Sayısı 66, s. 1-2
4 Kanımızca, TFF’na özerklik tanınmasının en büyük gerekçesi uluslararası spor organizasyonlarının “futbolun” daha doğru bir ifade ile sporun siyasetten uzak bir hale getirilmesi, sporun kendi kendini yöneterek bir endüstri
halini alması ve bu konudaki kararlı tutumudur. 3461 sayılı Kanunun gerekçesine yansıyan ifadelerin üzerinden yaklaşık 20 geçmiş olduğu göz önüne alınınca futbolun günümüzdeki konumu, maddi getirisi ve artık ticari bir
emtia olarak toplumda yer alması karşısında yapılan düzenlemelerin haklılığı anlaşılmıştır.
3 3461 sayılı Kanun Tasarısının Meclis Genel Kuruluna iktidar partisi adına sunumunu yapan Milletvekili Sait Ekinci, “…ülkemizde seyir sporları içinde halkımızın yüzde 90’ının yakın ilgi ve alakasını çeken futbolun, gerek Avrupa gerekse Dünyadaki gelişmesine mümkün olduğu ölçüde ayak uydurabilmesi için, önce futbolun profesyonelce yönetilmesinin” gerektiğini ifade etmiştir. Konuşmasının devamında da, “profesyonelce yönetim ve özerk bir çalışma anlayışı getirmektedir. UEFA ve FİFA’ya dahil demokratik ülkelerin futbol federasyonlarında
zaten bu anlayış hüküm sürmektedir… Tasarı yeni kurulan bir kuruluşun teşkilatını, yapısını ve görevlerini belirlemektedir….Tasarı incelendiğinde görülecektir ki, yeni kurulan bu teşkilata genelde, seçim sistemi hakim olup, gerekse yönetimde, gerekse mali imkanlarda özerklik kazandırılmaktadır. Seçici kurulların özellikle federasyon genel kurulunun oluşmasında sporun her kesiminden ilgililere yer verilmesiyle de spor yönetiminin
yaygınlaştırılması esası getirilmiştir. / Tasarı kanunlaştığı takdirde, kurulacak olan Türkiye Futbol Federasyonu, her şeyden önce, mali bakımdan özerkliğini ve seçim sistemiyle de yönetim özerkliğini kazanmasıyla, futbolumuza yeni bir çehre kazandıracağına olan inancımız tamdır. Her türlü politik baskıdan uzak bir yönetim anlayışı, yeni Futbol Federasyonuna ayrı bir özerklik kazandıracaktır… Amatör futbol faaliyetleri Beden Terbiyesi ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı olarak yürütülecektir; yani amatör futbol yine beden terbiyesinde
kalmaktadır. Böylece Beden Terbiyesi Genel ve Spor Genel Müdürlüğü amatör futbola daha çok zaman ve imkan ayırabilecektir… Amatör spor yıllardır profesyonel futbolun gölgesinde kalmış ve istenildiği gibi büyüyüp gelişememiştir… Bu Tasarı ile amatör spor için bir imkan doğacaktır… Getirilen yeni bir sistem, gelirini rahatlıkla sağlayabilen ve harcayabilen bu kuruluşun, mali işlemlerinin denetlenmesini sağlayabilmek için, kendi içinde kuracağı denetleme kuruludur… Kanun sistematiği içinde, özetle şu hususu arz etmek isterim : Kanun,
mükemmel bir çerçeve kanun şeklinde hazırlanmış ve ayrıntı ile uygulamaları ‘Ana Statü’ adıyla belirlenen ve Federasyon Yönetim Kurulunca hazırlanıp, Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konacak hukuki metne ve federasyonca hazırlanan diğer statülere bırakmıştır. Bu Kanunun zaman içindeki gelişmelere ve yeniliklere açık çağdaş bir kanun olduğunu gösterir. ‘Ana Statü’ ismi, kurulacak federasyonunun kamu kurumu niteliğinde olmaması, özel hukuk hükümlerine tabi ve özel statülü olmasından kaynaklandığı” nı belirtmiştir 5 .
3461 sayılı Kanunun, tasarısını Meclis Genel Kuruluna getirip, gerekçesini savunan iktidar partisi, yukarıda özetlenen ifadesinden şu sonuçları çıkarmak mümkündür :
5 TBMM Tutanak Dergisi, Yasama Yılı 1, Dönem 18, Cilt12, S. Sayısı 66, s. 112 – 116
4
- Spor, Anayasada “kamu hizmeti” olarak düzenlenmiştir 6 . Bu Kanun ile, ‘kamu
hizmetinin görülüş şekline” ve Türk İdari Sistemine aykırı bir yapılanma yoluna
gidilecektir 7 . - Futbolun, özerk bir yapı içinde profesyonelce yürütülmesi ve kural olarak kendi kendini
denetlemesinin uygun olacağı belirtilmiştir. - UEFA ve FİFA’nın statüleri gereği sporun kamu tüzelkişiliği niteliğinden “sıyrılarak”
“özel hukuk hükümlerine” tabi olması gerekliliğinin, başka bir ifadeyle az önce belirtilen
uluslararası yükümlülük dile getirilmiştir. - Kanunun gizli amacının profesyonel futbolun gölgesinde kalan ama gerçekte sporun
kitlelerce bizzat yapılmasına imkan sağlayan amatör futbolun önünü açmak olduğu ifade
edilmiştir. - Özerk ve bağımsız federasyonun “siyasi” etkiden uzak olacağı tespit edilerek, aynı
zamanda kime karşı bağımsızlık kazanıldığının altı çizilmiştir. - Mali imkanları artan TFF’nun daha iyi çalışacağı ve kendi uygulamasını içinde
geliştireceği belirtilmiştir.
Kanun tasarısını Meclis Genel Kurulunda eleştiren muhalefet partisi, özetle, “Kanunun daha çok siyasi müdahaleyi getireceğini, iktidarın futbolu oy deposu olarak gördüğünü, sporda iki başlılık oluşacağını, (TFF) Genel Kurulun oluşumunun özerkliği temine yönelik olmadığını” belirtmiştir 8 .
6 A. Gençliğin korunması MADDE 58. – Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.
B. Sporun geliştirilmesi
MADDE 59. – Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur. 7 1938 tarih ve 3530 sayılı Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünün Kuruluş Kanununun 4. maddesinde “gençler için klüplere girmek ve boş zamanlarında beden terbiyesine devam etmek mecburiyeti” getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi 03.11.1964 tarih ve 1963/152 E. Sayılı kararı ile anılan yazsa hükmü 1961 Anayasasının 21. maddesinde yer alan “kişi hürriyetlerine” aykırı düzenleme getirdiği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Devlet, gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak tutulmasının araçlarından birisi olarak gördüğü spora büyük önem vermiş, spor yapmayı mecburi hale getirmiştir.
8 TBMM Tutanak Dergisi, Yasama Yılı 1, Dönem 18, Cilt12, S. Sayısı 66, s. 116-119.
5
Diğer Muhalefet Partisi de, yine, futbolun siyaset ile içiçe olduğunu dile getirmiş, farklı olarak da, “Devletin kontrol ve murakabesinin güçleştiğinin altını çizmiş; TFF’nun mevcut hiyerarşik yapıya aykırı” olduğunu belirlemiştir.
17.06.1992 tarihinde kabul edilen ‘3813 sayılı Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’, 3461 sayılı Kanunu yürürlükten kaldırmış ve 3461 sayılı Kanunun 4 yıllık uygulamasından kaynaklanan sorunlara çözüm getirmeyi amaçlamıştır. 3813 sayılı Kanunun
- maddesinde, 3461 sayılı Kanundan federasyonun tanımına ek olarak daha önce metinde yer
almayan “özerklik” niteliği eklenmiştir. 3461 sayılı Kanunun, Meclis Genel Kurulu zapta
geçen görüşmelerinde ve gerekçesinde “özerklik”ten bahsedilmekte fakat, bu ifade Kanun
metinde yer almamaktaydı. 3813 sayılı Kanun ise, bu ifadeyi açık bir şekilde metinde
yerleştirmiştir.
Özerklik, aşağıda açıklanacağı üzere kısaca kendi kendini yönetebilmedir. Başka bir ifadeyle, aslında belirli konularda “bağımsız” olmayı, herhangi bir etkiden uzak olmadır. Bu nedenle, kamu hizmeti gören bir kuruluşun “neye karşı bağımsızlık” kazandığı veya neyin bağrından kopartılarak, neye karşı etkilenmeden karar alma mekanizmasına sahip olduğunun belirlenmesi gerekir. Bu tespitlerin yapılabilmesi de, 3461 sayılı Kanun hükümleri yürürlüğe girmeden önce futbolun nasıl idare edildiği ile mümkün olacaktır.
3461 sayılı Kanundan önce, Futbol Federasyonu 3289 sayılı Beden Terbiyesi ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine tabi olarak faaliyette bulunmakta idi. Nitekim, Futbol Federasyonu ile Beden Terbiyesi İdare arasındaki ilişkiyi tespit eden yargı kararında “Genel Müdürlüğün katma bütçeli bir kamu kuruluşu olduğu ve Federasyonun da Genel Müdürlüğe bağlı teknik bir organ olduğu” belirtilmiştir 9 . Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere, Futbol Federasyonu genel idare(Devlet tüzelkişiliği) içinden
çıkarılarak katma bütçeli hale getirilerek ayrı bir kamu tüzelkişiliği olan Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nün içinde yer almaktadır. Bu yargı kararında dikkat çekici önemli nokta, Futbol Federasyonunun “teknik” organ olarak nitelendirilmesidir. İdare Hukukunda, teknik “organ”, “makam” olarak nitelendirme, aslında, teknik bilgiyle donatılan makamın “özel bilgi”sinin ön planda olduğu anlatılmak istenmektedir 10 . Bu özel bilgi, 3461 sayılı Kanunun
9 D.10.D., 19.12.1988, E. 1986/1076, K. 1988/2237.
10 Teknik ve özel bilgi “tahkim kurulunun” oluşturulması sebeplerinin bir tanesini teşkil edecektir.
6
gerekçesinde belirtilen “futbolun”, kendi içinden çıkacak kişilerce profesyonel olarak idare edilmesine neden olacaktır.
Özerklik, siyasal ilişkinin tanımında, “toplumların kendi yasalarını kendilerinin yapabilmesi” olarak tanımlanmaktadır. Öte yandan, özerklik teşkilat yapısı dikkate alınarak değerlendirildiğinde “merkezi idarenin baskısından kurtuluş” ve “baskının hafifletilmesi” anlatılmaktadır 11 . Gerçekten, 3461 sayılı Kanunun genel gerekçesi ve Meclis tutanakları, özerklik ile birlikte değerlendirildiğinde, “özerkliğin” öncelikle baskıdan, etkiden kurtulmak için gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Genel idare teşkilatı içinde hiyerarşik amir sıfatıyla görev yapan ve böylelikle teknokratları tesir altına alma ihtimali bulunan siyasilerin(örneğin, bakanların) kayırmacı iradelerinden kurtulma özerkliğin başlıca sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır 12 . Bu bağlamda, özerklik ile, “sporun spor için yapılması” ve kararlarının sportif kurallar çerçevesinde alınarak spor dışı etkilerden uzak tutulması amaçlanmıştır.
Bu nedenle, özerklik teşkilat anlamında genel idareye, diğer bir deyişle “Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne” karşı ayrı bir tüzelkişilik haline gelinerek kazanılmış bulunmaktadır. Bu tespit çerçevesinde özerkliğin tanımında bulunan kendi kurullarını kendisinin oluşturabilmesi de TFF’nin kuruluş Kanunu ile elde edilmiştir. Nitekim, 3461 sayılı Kanunun Meclis Genel Kurulu tartışmalarında, çerçeve kanundan bahsedilmiş, özellikle federasyona yönelik genel kurallar koyacak düzenlemeye Yönetmelik denilmekten kaçınılarak, özel hukuk kişilerinde
kullanılan “Ana Statüsü” ifadesi kullanılmıştır. Gerek 3461 gerekse 3813 sayılı Kanunlara bakıldığında madde hükümlerinin daha ziyade Federasyonun usuli işlemlerine ilişkin düzenlemeler getirdiği ve “esasa” ilişkin düzenlemeler yapmaktan kaçındığı görülmektedir.
Futbolun kurallarının koyulacağı düzenlemelerin, yani esasının TFF tarafından çıkarılacak “yönetmelik benzeri” “alt normlar” ile yapılması amaçlanmıştır . Nitekim, TFF “Genel Kurulu ile Yönetim Kurulunun futbolun esasını içeren her konuda düzenleme yapma yetkisi 11 Meltem Dikmen Caniklioğlu, Özerklik: Anayasal Temelleri Ve Demokrasilerde Anlamı, Dicle Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Dergisi, Sayı 1-3, 2004, s. 34. 12 Sporda siyasetin etkisinin önlenmesi Cumhuriyet döneminin başlangıcına uzanmaktadır. Türk Spor Kurumu (TSK)(1936-1938) kuruluş kongresinde kendisinin Cumhuriyet Halk Partisine(CHP) bağlamıştır. Türk Spor Kurumu Devletçilik ilkesine sıkı sıkıya bağlı olarak kurulmuştur. TSK’nun yerine Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kurulmuştur(BTGM)(1938-1986). BTGM, sırasıyla, Başbakanlığa, Milli Eğitim Bakanlığına, yeniden Başbabakanlığa, Gençlik ve Spor Bakanlığına ve daha sonra da Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlanmıştır.
7
bulunduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, özerklik ile TFF futbolun kurallarını herhangi bir hükme dayanmadan “uluslararası kuralları” gözeterek kendisi düzenlemektedir.
Özetle, TFF, Merkezi İdarenin baskısından kurtulmuş, kurallarını kendisi koyacak ehliyete sahip olmuştur. Özerkliğin amacı da, ülke federasyonlarının futbolun içinden gelen, futbolu bildiği karine olarak kabul edilenlerce idare edilmesi; merkezi idarenin yavaş karar alma, sorumluluktan çekinme gibi olumsuz etkilerinin önüne geçme, doğru teknik düzenlemeler ile futbolun önü açmaktır.
Spor alanındaki gelişmeler sonucunda diğer dalların da özerk hale gelmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda değişiklik yapılarak Genel Müdürlüğe bağlı örgütlenmiş federasyonların özerk olabilmesinin yolu açılmıştır 13 . Özerk federasyonlara ilişkin hükümler getiren “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Özerk Federasyonları Çerçeve Statüsünün” bazı maddelerinin iptali istemi ile açılan davada, Danıştay 10. Dairesi E. 2004/12049 dava
dosyasında söz konusu düzenlemeyi hukuka açık bir şekilde aykırı bularak dava konusu Statünün ilgili maddelerinin yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Anılan kararda, “… 5105 sayılı Kanunun genel gerekçesinde Devlet bütçesinden yardım alan Devletin siyasi ve idari birimleri tarafından yönetilmeyip ancak denetlenebilen, idari ve mali yönden özerk federasyonların kurulmasının amaçlandığı ve uluslararası federasyonlar gibi yapılanmalarına imkan sağlanmak istenildiği, böylece federasyonların faaliyetlerini daha verimli ve süratli bir şekilde organize edebileceği ve spor faaliyetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlayacağı, özerk federasyonların gelirlerinin sportif amaçlı kullanılıp kullanılmadığının denetime tabi olacağı, sportif faaliyetlerinin düzenlenmesi ve yürütülmesine ilişkin iş ve işlemlerin ise federasyonun bünyesinde oluşturulacak kurullarda görüşülerek otokontrol sisteminin işletileceği, günümüzdeki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ışığında toplumsal değişme hızının ortaya çıkardığı ihtiyaçları karşılamak için spor sisteminin çağdaş bir yapıya kavuşturulması, dinamik gelişmeye açık, etkinliği ve verimliliği gözeten özerk
hizmetlerle spor faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla Kanun tasarısının hazırlandığı Ek 9. madde gerekçesinde ise, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün ana hizmet
13 Genel Müdürlüğe bağlı 52 federasyon bulunmakta ve bunlardan 45 tanesinin özerkliğine karar verilmiştir.
8
birimlerinden olan federasyon başkanlıklarının özerk hale getirilmeleri amaçlanarak uluslararası federasyonlar gibi yapılanmalarına olanak sağlandığı, böylece federasyon faaliyetlerinin daha verimli ve süratli bir şekilde organize edileceği ve spor faaliyetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasının sağlanacağı, federasyonların
uluslar arası federasyonlarca öngörülen ve Genel Müdürlükçe belirlenen esaslar dahilinde kurullarını oluşturacağı belirtilmiştir. Dava konusu Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Özerk Spor Federasyonları Çerçeve
Statüsünün Genel Kurul Başlıklı 6. maddesinde Genel Kurul aşağıdaki üyelerden oluşur, a) Genel müdür, Genel Müdür yardımcıları ve on il müdüründen oluşacak on beş üye, b) Merkez Danışma Kurulu üyeleri, c) Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanlığınca belirlenecek iki üye, d) Engelliler spor federasyonların seçiminde oy
kullanmak üzere, Paraolimpik Komitesi Başkanlığınca belirlenecek iki üye, e) Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonunu Başkanlığınca belirlenecek iki üye, f) Branşlarınca oy kullanmak üzere bağlı oldukları uluslar arası federasyonların dünya ve/veya Avrupa Federasyonlarının yönetim kurulu üyeleri, g) görevlerine adli ve idari
soruşturma sonucu son verilmemek kaydıyla branşında oy kullanmak üzere asaleten federasyon başkanlığı yapanlar, h) Genel kurul tarihinden en az bir yıl önce faal sporculuğu bırakmış olmaları kaydıyla, ilgili branşta olimpiyat oyunlarında ilk üç dereceyi alanlar ve büyükler kategorisinde dünya şampiyonu olanlar ile
federasyonlara göre milli sporcular arasından seçilecekler, ı) Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanı ve Genel Sekreteri, j) Klüp temsilcileri, İl müdürlerinin tespitinde, ildeki nüfus oranına göre faal sporcu sayılı esas alınır.
Genel Kurulu teşkil eden üyelerin en az %60’ı seçim tarihinden önceki iki yıl içerisinde federasyon faaliyetlerine katılan kulüp temsilcilerinden oluşur. Ligi bulunan federasyonların genel kuruldaki kulüp temsilcilerinin %60’ı en üst lige katılan, %30’u federasyonun diğer liglerinde mücadele eden, %10’u ise, mahalli veya bölgesel liglere katılan kulüplerin temsilcilerinden oluşur. … Birden fazla oy kullanma hakkına sahip üyeler ancak bir kez oy kullanabilir. Genel kurulda vekaleten oy kullanılamaz. Federasyonda ücretli veya sözleşmeli statü ile görev yapanlar genel kurul üyesi olamazlar” hükmü yer almıştır. Anılan Statünün Geçici 1. maddesinde ise “ilk genel kurul, Çerçeve Statünün resmi Gazetede yayınlanmasından itibaren en geç altı ay içerisinde yapılır. Özerk federasyonların ilk genel üyelerinin Çerçeve Statüye uygun olarak belirlenmesi, yapılacak itirazların sonuçlandırılması ile diğer iş ve işlemler Genel Müdürlük bünyesinde oluşturulacak
9
bir kurul marifetiyle yerine getirilir. Başkanlık divanı oluşturulduktan sonra bu Kurulun görevi sona erer” hükmüne yer verilmiştir. 3289 sayılı Kanunun Ek 9. maddesinin yukarıda anılan hükmünden de anlaşılacağı üzere, özerk federasyonların genel kurullarının toplanmasına, çalışmalarına ilişkin usul ve esasların ve de kimlerin oy kullanabileceğinin Genel Müdürlükçe düzenlenecek çerçeve statü ile belirleneceği, özerkliği onana federasyonun, hazırlayacağı ana statü ve buna bağlı talimatlara göre genel kurulunu ve yetkilendireceği diğer organların oluşumunu görev ve yetkilerini belirleyeceği öngörülmüş, başka bir ifadeyle Kanunla Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne, genel kurulların toplanma ve çalışma usul ve esaslar ile oy kullanabilecek üyeleri belirleme yetkisi verilmiş iken, özerk federasyonlara genel kurulunu ve yetkilendireceği diğer organlarını oluşturma, oluşturulan organların görev ve yetkilerine ait usul ve esasların düzenlendiği ana statüyü hazırlayacak genel
kurulun oluşturulması özerk federasyonların özerkliğinin sağlanarak ve akabinde de korunarak uluslar arası federasyonlar gibi yapılanmasına olanak sağlayacaklar bir düzenleme getirilmiştir. Anılan Kanunla getirilen özerk federasyonlara ilişkin düzenlemeye karşın, özerk spor federasyonlarının teşkilatı, genel kurulunun oluşumu, toplanması ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslarda özerk federasyonların Genel Müdürlük ile Tahkim Kurulu arasındaki ilişkilerin düzenlenmesini amaçlayan dava konusu Özerk Federasyonları Çerçeve Statüsünün 6. maddesinde “Genel Kurulun” hangi üyelerden oluşacağı teker teker sayılmış, Gençlik Spor Genel Müdürü, Genel müdür yardımcıları, İl Müdürü, Merkez Danışma Kurulu üyeleri de bu kapsama dahil edilmiştir.
Kanunun Ek 9. maddesinde genel kurulda kimlerin oy kullanabileceğini, enel kurulun nasıl toplanıp nasıl çalışacağını çerçeve statüye bırakan düzenleme, genel olarak bu hususlara ilişkin çerçevenin belirlenmesiyle ilgili olup, çerçeve statüde, genel kurula seçilecek üyelerin niteliklerinin genel olarak (Türk vatandaşı olmak, hüküm giymemiş bulunmak, …yaşında olmak, …vb gibi) belirlenmesi yerine, özerkliğe aykırı şekilde özerk federasyonun önemli kararların alınacağı ve diğer kurulları seçecek olan genel kurula Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü personelinin de dahil edilmesi ve bunlar dışında kalan diğer üyelerinde yine genel kurallar yerine subjektif olarak teker teker belirlenmesi kural koyma tekniğine aykırı olup, bu durumun özerkliği zedeleyeceği ve
kanunla sağlanmak istenen amaca aykırılık taşıyacağı açıktır. Sonuç olarak dava konusu düzenleme ile Devletin siyası idari birimleri tarafından yöneltilmeyip ancak denetlenebilen idari ve mali yönden özerk federasyonların
10
kurularak uluslar arası federasyonlar gibi yapılanmasını amaçlayan 3289 sayılı Kanuna aykırı bir biçimde genel kurulu oluşturacak üyelere ilişkin genel kurallar koymak yerine, tek tek sayılmak suretiyle atanacak üyelerin belirlenmesinde üstelik idarenin ajanlarının da genel kurula dahil edilmesinde ve de ilk genel kurul üyelerinin
Genel Müdürlük bünyesinde oluşturulacak bir kurul marifetiyle belirlenmesinde, yapılacak itirazların da yine aynı kurul tarafından değerlendirilmesinde Kanuna uyarlık bulunmadığı gibi amaçlanan özerkliğin sağlanacağından da söz edilemez. Bu durumda. Kanunla davalı idareye genel esasları belirleme konusunda tanınan yetkileri aşan nitelik taşıyan, özerkliğin sınırlandırılması, hatta tamamen ortadan kalkması sonucunu doğuracak bir düzenleme getiren, uluslar arası federasyonların yapılanmalarından uzaklaşmasına neden olabilecek dava konusu Çerçeve Statünün 6. maddesinin 4. fıkrasının … bentlerinin” hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda bahsi geçen kararın özünde, özerkliğin temini için federasyonların idarenin etkisinden uzak olması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda da, idarenin seçim prosedüründe belirleyici etkisi özerkliği zedeleyici bulunmuştur.
TFF’nin özerk yapılmasının bir başka nedenlerinden biri de uluslararası spor kuruluşlarının yapmış olduğu düzenlemelerdir. FİFA “Standart Statüsünün” giriş bölümünde FİFA Genel Sekreteri Micheal Zen – Ruffien tarafından yapılan açıklamada özetle, “uzun yılların deneyiminin üye federasyonların statüsünün FİFA’nın statüsünü oluşturduğu görülmüştür. Üye federasyonlar futbolun esasını düzenlemekte ve kuralları ve prensipleri bunun üzerine uygulamaktadırlar. Bu kuralların bilerek veya yanlışlıkla uygulanmaması veya atlanması
ulusal federasyonların karışıklık yaşamasına neden olmaktadır. Sonunda da, tüm futbol ailesinin dinamizmini ve gelişmesinin etkilenmektedir. Bu nedenle de FİFA global, standart statüler düzenlemeye karar vermiştir. Böylelikle, üye federasyonlara bu standart statüleri dikkate alarak kendi düzenlemelerini geliştirme veya boşlukları doldurmaya ilişkin bir imkan tanınmıştır. Bu düzenlemelerin uygulanma zorunluluğu yoktur. FİFA’nın üye federasyonların genel kurullarının nasıl oluşacağına veya yürütme organlarının nasıl toplanacağını didakte
ettirme amacımız bulunmamaktadır. Bunun yanında FİFA üye federasyonların ve oyunun yararına tüm statülerin dikkatlice incelenerek istenilen düzenlemelerin yapılmasını teşvik etmekte” olduğunu belirtmiştir. Bu ifadeden anlaşılacağı üzere, FİFA tarafından getirilen düzenlemelerin amacı futbolun global kurallar çerçevesinde gelişmesinin temini, bunun içinde öncelikle üye ülke federasyonlarının geliştirilmesidir.
11
FİFA Standart Statüsünün 6. maddesinde “üyelik için başvuranın, bağımsız bir özel hukuk kişisi gibi karar alacak hukuki kompozisyona sahip olacağını garanti ettiğini beyan etmesi” aranmaktadır. Statünün 8. maddesinde, “üyelik başvurusunun, 6. maddede belirtilen şartları taşımaması hali dışında reddedilemeyeceğini” ifade etmektedir. Bu bağlamda, anlaşılacağı üzere, Statünün 6. maddesinde belirtilen özellikler, özellikle bağımsız ve ayrı bir tüzelkişilik olma, başvurunun reddi için neredeyse tek neden olarak görülmekte, bu durumda anılan
niteliğe verilen önemi göstermektedir.
Kaldı ki, Statünün 13. maddesinde, “bu Statünün, üye tarafından yapılan düzenlemelerin, direktiflerin ve kararların ciddi bir şekilde ihlali üzerine üyelik en fazla iki yıl için askıya” alınacağı düzenlenmektedir 14 . Bu durumda, üye ülke federasyonunun FİFA’nın Statüsünü ciddi bir şekilde ihlal edici davranışının yaptırımı üyeliğin askıya alınmasıdır. Üyeliğin askıya alınması ise FİFA’nın düzenlediği organizasyonlarda yer alamamaktadır. Yukarıda yapılan açıklama ile, başvuruda en önemli red nedeni olarak gösterilen bağımsız ve ayrı tüzelkişilik olarak karar almaya aykırılık Statünün ciddi ihlalidir ve yaptırımı açık bir şekilde düzenlenmiştir. Her ne kadar yukarıda FİFA Statüsünün yaptırım gücü olmadığı belirtilse de, “bağımsızlık” ve “ayrı tüzelkişiliğe” verilen önem nedeniyle yaptırım uygulanması zorunluluğu ortaya çıkmıştır 15 .
Yukarıda yapılan açıklamalar ile, sadece Türkiye’nin iç hukuksal problemleri nedeniyle değil aynı zamanda uluslararası futbol kuralları bağımsız ve özerk bir tüzelkişiliğin futbol federasyonu olarak örgütlenmesini zorunlu kılmıştır. Nitekim, Türkiye 3524 sayılı Türkiye Futbol Federasyonunun Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun Genel Gerekçesinin tartışıldığı Meclis Oturumunda, iktidar partisi adına açıklama yapan Milletvekili “asıl
amaçlarının futbolun UEFA ve FİFA’nın anlayışında yer alan şekliyle profesyonelce yönetilmesi” olduğunu vurgulamaktadır. Aslında, TFF’nun özerkliğine dair ilk kanun metni olan 3524 sayılı Kanunun gerekçesine bakıldığında, FİFA Standart Statüsünde belirlenen temel ilkenin gerçekleştirilmek istendiği, bunun için de kamu tüzelkişiliğine bağlı olarak
14 FİFA’nın 2005 Eylül ayında Fas’ta yapılan Olağan Genel Kurulu’nda “Yunanistan’ın” yasal düzenlemelerinde halen devletin müdahalesine imkan tanındığı ve bu nedenle gerekli düzeltmelerin yapılması için ilgili ülkeye süre verildiği belirtilmektedir(Vatan Gazetesi, 21.09.2005) 15 FİFA’nın resmi internet sitesinde zaman zaman üye futbol federasyonlarının “siyasal” etki altında karar almaları sebep gösterilerek üyelikleri askıya alınmaktadır. Bunun yanında, Spordan Sorumlu Devlet Bakanının Futbol Federasyonuna yönelik herhangi bir açıklamasında konu derhal FİFA ve UEFA’nın özerklik kriterine getirilmektedir.
12
çalışmış bulunan TFF’nin onun bünyesinden koparılarak özel bir duruma kavuşturulmak istendiği görülmektedir.
TFF’nun uluslararası kaideler ile belirlenen bu niteliği, anayasal ilkeler ve faaliyetin niteliği dikkate alınarak Türk İdari Teşkilatına yabancı olduğu, bu nedenle de “atipik” 16 olarak değerlendirildiği görülmektedir
Futbol Federasyonunun Faaliyetinin niteliği
3813 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce Futbol Federasyonu, diğer federasyonlarda olduğu gibi Beden Terbiyesi ve Spor Genel Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile ilişkilendirilmiş bir vaziyette faaliyetini yürütmekte idi.
3813 sayılı Kanunun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı(nın), futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak, geliştirmek ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliğe sahip, özerk Türkiye Futbol Federasyonunun kurulması, teşkilat, görev ve yetkilerine ait esas ve usulleri düzenlemek” olduğu belirtilmiştir. Söz konusu Kanunun 1. maddesinde Türk İdari Teşkilat yapısı için dikkate alınması gereken, “özel hukuk hükümlerine tabi olma” ve “özerk tüzel kişilik” kavramları bulunmaktadır.
1982 Anayasasının 59. maddesinde “Devlet(in), … sporun kitlelere yayılmasını teşvik edeceği” belirtilmiştir. Bu bakımdan, sporun kitlelere yayılması, onun düzenli ve organize bir şekilde faaliyet göstermesine bağlıdır. 1982 Anayasasının 59. maddesinin gerekçesinde, “sağlık hizmetlerinin bir parçası beden sağlığının spor yaptırarak korunmasıdır. Sporun kitlelere yayılması bu amacın teminine yarayacak araçlardan en etkinidir. Sporun
geliştirilmesi sadece fiilen spor yapanlara değil, seyircileri için de eğitici ve sağlık kurallarına uygun bir ortamda yaşamaya sevkedici etkileri sebebiyle Devletçe ele alınması için bir başka sebep” olduğu belirtilmiştir 17 . Futbolun günümüz toplumundaki yeri dikkate alındığında, futbola yönelik düzenlemeler, faaliyetin bizzat kendisi “ilgililerin tatmin
16 Şeref Gözübüyük/Turgut Tan, İdare Hukuku I, Turhan Kitapevi, Ankara, 2004, s. 394.
17 Mehmet AKAD/ Abdullah Dinçkol, 1982 Anayasasının Madde Gerekçeleri ve Maddelerle İlgili Anayasa
Mahkemesi Kararları, Aklim, 1998, s. 280.

